ein Bild

Tanganyika Cichlidler

 

Altolamprologus calvus "yellow" (Sarı Calvus)



ein Bild

 Ticari İsmi: Sarı Kalvus

 Yaşadığı Bölge: Nkamba Bay, Tanganyika gölü içerisinde Zambia bölgesi

Maksimum Büyüklüğü: Erkekler 5"(15 cm.) Dişiler 4"(10 cm)

Cinsiyet Farkları: Erkekler aynı yaşda dişilerden daha büyükler.

Yaşama Ortamı: Kayalık bölgeler.

Önerilen su şartları: pH ve sertlikte öenmli bir sorun olmamasına rağmen pH 8-8,5 sertlik: 12-15 DH olmalı. Su ısısı: 24-26 C arasında sabitlenmeli. Üretim devresinde sıcaklık 1-2 derece daha fazla olabilir.

Gıdaları: Ufak karidesler, kabuklular, ve bazen çok ufak balıklar (1cm'den daha ufak). Kuru gıdaları kabul eder ancak canlı ve donmuş protein ihtiva eden gıdalar daha çok tercih edilir.

Davranış Şekilleri: Uzunlamasına ve genişliğine göre basık bir bedene sahiptirler. (Yaprak misali) Kayalıklarda dar yerlere bu nedenle kolayca girebilirler, vücutlarını tüm açılarda çevirebilirler. Tabanda av peşinde dolaşırlar ve ne zaman av bulurlarsa yakalayabilmek için kafa üzerine kendilerini aşağıya dogru süratli bir şekilde iterler. Bunu akvaryumda da aynı şekilde yaparlar; gözlerini durağan tutarlar kafalarını ve bedenlerini bütün açılarda hareket ettirebilirler. "Altolamplar" çok agresif görünebilirler fakat vucutlarının yaprak şeklinde olamasından ötürü çok fazla sert ve uzun sürebilecek bir kavgaya girmezler.

Bakım: Diğer balıklara karşı fazla kavgacı değildirler; Fakat kendi türüne agresif davranır. 120 cm.+ uzunlukdaki akvaryumda büyük kayalar ve oyuklar ile dekore edilmiş bir akvaryumda diğer cichlidler ile yaşatılabilirler. Çok agresif göründükleri halde aynı akvaryumdaki kendi türü dışındaki balıklara pek dokunmazlar. Aynı akvaryumda ağızda kuluşka yapan diğer cichlidlerin yumurtlamaları sırasında araya girerek yumurtalarını çalarak beslenebilirler. Bu sırada anne ve babanın ısırıklarından korunmak için vücutlarında bulunan sert pullu kısımlarını balıkların ısırmalarına müsade ederler. Böylece yumurtlayan çiftlerin ağızları belli bir süre sonunda tahriş olarak geri çekilmek zorunda kalırlar. Bu pullu kısımları aynı zamanda vahşi yaşamda kayalıklar ve dar yerlerde dolaşırken veya saklanırken hayvanın vücudunun aşınmasını ve zedelenmesini engeller.

Üretim bilgileri: Substrate yetiştiriminde; dişiler erkeklerin giremeyeceği boyda ufak mağarada yavrularlar.Eşleşmede erkek-dişi arasındaki bağlar çoğu zaman gevşektir. Erkekler çoğu zaman polygamous (Çok eşli) şeklinde bir üreme tercih ederler. Erkekler genelde kurdukları harem içinde bir dişiyi diğer dişilerden daha üstün tutar. Üstün tuttuğu bu dişiye bölgesinde bulunan en iyi üreme bölgesini ona verir. Dişi üreme bölgesindeki yumurta dökeceği deniz kabuğu içine girdikten sonra yumurta dökerken erkek dışardanda içeri girmeyerek tam kapı girişinden spermlerini atarak gazlamaları vasıtasıyla spermlerinin kabuğun içine dolmasına çalışır. Böylece yumurtaları dışardan döllemiş olur. Bu sırada akvaryumunuzdaki yüksek sirkülasyon spermlerin yumurtaları bulamayarak yumurtdan çıkacak yavru sayısını azaltabilir bu nedenle sikülasyon sevmeyen bu balıkları üretmeye çalışırken dikkatli olmanızı öneririz. Yumurtlama sonucu dişi yaklaşık 50-200 arasında yumurta bırakabilir. Yavrular kabuk içinde yumurtadan çıktıktan sonra bakımları içerde devam edilir. Bu sırada Erkek ortamdan uzaklaşırılırsa veya deniz kabuğu dişi ile birlikte aynı su ortamından oluşturduğunuz başka bir ortama alınırsa kabuk ağzından çıkmaya çalışan yavrular baba tarafından yenmeden muhafaza altına alınmış olunur. Kalvuslar gelişim süreci ağır olan balıklar arasındadır. 3-4 cm.'e gelmeleri 4-6 ay süre içinde gerçekleşebilir. 1,5-2 yılda da ancak cinsel olğunluğa erişebilirler. Bu balık cinsine bakmayı düşünüyorsanız sabırlı olmanız ve balığınızı hızlı büyüteceğim diye aşırı beslemeniz gerekmetedir. Aşırı beslenmiş dişiler ilerde vucutlarında oluşan aşırı yağlanma sonucu yumurtalamama problemleri ile karşılaşabilirler.

Yorumlar: "Yellow" Sarı Kalvus diğer çeşitlere göre daha nadir yakalanırlar. Vahşi yakalananlar daha yüksek fiyatlardadırlar. Amatör akvayum severlerin "Altolamprologus compressiceps" ile karıştırmaları çok normal karşınanılabilinir.

Altolamprologus calvus (Siyah Calvus)



ein Bild

Latince Adı: Altolamprologus calvus

Habitatı: Tanganika Gölü'nün Sığ Kayalıkları

Beslenme Biçimi: Etçil

Davranış Biçimi: Kendi bölgesinde agresif.

Kendi Türlerine Davranışı: Orta Derecede Agresif

Üreme: 25 150 Yumurtayı Kovuklara Bırakır

Sıcaklık: 24 ° - 26 ° C

En Fazla Büyüdüğü Boy: 12 cm

Su Sertliği: Çok Sert

pH: 8,6 9,1

Genel Yorum: Kongo, Black Kamerun gibi varyasyonları vardır. Üreme zamanı saldırganlaşır. Ortalama 1.5 yaşında üreme çağına gelir. Yumurtalamadan sonra mümkünse dişiyi akvaryumda bırakarak, akvaryumdaki diğer balıkları, değilse de kabukla beraber dişiyi ayrı bir akvaryuma almak yavruların kurtulması açısından en iyisi olacaktır. Kabukların içine yumurtlarlar ve kabukları bölge edinirler.

Altolamprologus compressiceps


ein Bild

Latince Adı: Altolamprologus compressiceps

Habitatı: Tanganyika Gölü'nün kayalık kesimleri

Beslenme Biçimi: Etçil

Davranış Biçimi: Agresif

Kendi Türlerine Davranışı: Agresif

Üreme: Bir kabuğun içine 50-250 arası yumurta dökerler.

Sıcaklık: 26 C

En Fazla Büyüdüğü Boy: 15cm

Su Sertliği: Çok Sert

pH: 8

Genel Yorum: Piyasada Sarı Calvus olarak pazarlanırlar fakat Sarı Calvus değil Compressicepslerdir. Tanganyika Gölü'nde geniş alana yayılmışlardır. Çok sayıda renk varyasyonu vardır. (Gold Head, Fire Fin, Red Fin .) Avcı balıklardır, akvaryumdaki küçük balıkları aç kalırlarsa yerler.

Altolamprologus Compressiceps

 

Yakışıklı değil ama karizmatik. Compressiceps'i tanımlamak için en iyi cümle bu olur sanırım. Yanlamasına basık, dikine çizgili ve noktalı bir vücut, eğimli bir kafa, kalkık bir burun ve koca bir ağız. Çoğu hobicinin sarı calvus olarak bildiği bu balıklar aslında calvus değil compressiceps türüdür. İkisi de Altolamprologus cinsi olsa da onları 2 farklı tür yapan yapısal farklılıklar varıdır. Compressicepsin çenesi daha kısadır ve en belirgin özelliği burnu yukarıya doğru dönüş yapar, oysa ki calvusların daha uzun ve eğimli yüzü vardır, eğimin bittiği yerde yukarıya doğru bir dönüş yoktur. Ayrıca compressicepsin çizgileri daha net ancak noktaları calvusa göre daha az belirgindir. Renk dışındaki bu tip belirgin özellikler yüzünden compressicepsleri sarı calvus olarak adlandırmamak gerekir. Calvusun sarı varyasyonu; yani sarı calvus da mevcuttur, ancak compressicepsler gibi burunları kıvrımlı değil, noktaları daha belirgin ve çizgileri daha siliktir. Bununla birlikte compressicepsin siyah varyasyonu da bulunmaktadır. Yani anlayacağımız türü belirlerken asıl olan renk değil biçimdir.

Calvus sadece gölün güney batısında (Kongo ve Zambia arası) bulunur. Compressiceps ise gölün çoğu bölgesinde görülür. Enteresan bir şekilde ne kadar açık renkli olursa olsun compressicepslerin tümü doğada derindeyken oldukça koyu renge sahiptir. Chaitika Burnu'ndan çıkan Kırmızı Compressiceps'in bile derinlerde oldukça koyu renge sahip olduğu görülmüştür. Ancak oldukça sığ yerlere geldiğinde rengini açar.

İlk ihraç edilen compressiceps ülkemizde de oldukça popüler olan Red Fin'dir. Daha sonra adından en çok söz ettiren compressiceps olan Gold Head; Zambia ve Tanzanya arasından çıkartılmıştır. 1989 yılında Brichard Turuncu Compressiceps'i keşfetmiştir ancak bu tür ne yazık ki hobicilere ulaşacak kadar üretilip ihraç edilemedi.

Compressiceps'in pekçok varyasyonu bulunmakta. Bunlardan bazıları; Red Fin, Kırmızı Yüzgeç Gold Head, Altın Kafa Gold Face, Altın Yüz Fire Fin, Ateş Kuyruk Black, Siyah Sumbu Crocodile Island, Timsah Adası.

Bu varyasyonlardan en farklısı Sumbu'dur. Sumbular kabuklara yumurtlar ve Compressiceps Shell (Compressiceps Kabuk) veya Altolamprologus sp. Sumbu olarak adlandırılırlar. Sumbu'nun erkekleri diğer varyasyonlara göre daha küçük olur, bu da onlara diğer compressicepslerin erkeklerinin aksine küçük kabuklara girme şansı verir.

Yapılan en büyük hatalardan biri yanlış varyasyonları birbiriyle çiftleştirmektir. Bu yüzden yerli üretim compressicepslerin çoğu bir varyasyona ait değil. Beslediğimiz balıkların nereden geldiğini, varyasyonunu iyi bilip, balığın eşini ayrı yerden alacaksak ona göre seçmek gerekir. Kırma yavruları olan hobici bunları asla dağıtılmamalıdır.

Compressiceps basık sözcüğünden gelmektedir. Bu basıklık onların dar alanlara girmesini kolaylaştırmasının yanı sıra, istediğinde görünmesini de oldukça zorlaştıracak özelliktedir. Compressicepsler kayaların oyuklarındaki ve etrafındaki omurgasızları, yavruları, hatta genç balıkları avlayarak beslenirler. Avını gördüğü an gözleri ona kilitlenir, vücudunun arkasını yavaş yavaş yukarı kaldırarak ceylanları bekleyen bir kaplan gibi beklemeye geçer. Hedef yeterince yaklaşınca (yaklaşık 10cm kadar) avının üzerine ok gibi fırlar. Onları doğadaki gibi etçil beslemek gereklidir. Her türlü canlı ve dondurulmuş bol proteinli yem verilebilir. (Memelilerin sakatatlarını vermemeye özen gösteriniz.) İri ağzını yemlenmek için kullandığından compressicepsin bulunduğu akvaryumda 3cm'den küçük boyda balık beslemek uygun değildir. Tank arkadaşı olarak yanlarına diğer kabukta yaşayan Lamprologiniler, Leleupi, Frontosa hatta bazı Malawi ve Victoria Cichlidleri koyulabilir. Dikkat edilmesi gerekenler fazla hareketli olup compressicepsi rahatsız etmemeleri, fazla narin olmamaları ve etçil olmalarıdır. Compressicepsleri 1.5 sene kadar kum kelebekleri ve leptosomalarla aynı akvaryumda besledim. Eğer compressicepsi kum kelebeği ve furcifer gibi kum cichlileriyle beraber beslemek istiyorsanız yeterince geniş tabanınızın olması gerekiyor. Akvaryumunuzun bir köşesine kayalar ve kabuklar koyarsanız compressicepsler o bölgeden ayrılıp kumluk bölgeye gitmiyorlar ve küçük kavgalar dahi çıkmıyor. Leptosomalar için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Akvaryum yüksek olursa (bende yükseklik 65cm'di) compressiceps ve leptosoma gündüz boyunca birbirleriyle hiç muhattap olmuyor, ancak leptosomalar gece uyumak için compressicepslerin bölgesine iniş yapabiliyor. Bu da ısırıklar sonucu özellikle küçük boydaki leptosomaların gözsüz ve ağzı burnu eğri olmasına neden oluyor.

Compressiceps erkeği 15cm, dişisi de 9cm boyuna gelebilir, eğer 1 erkek 3-4 dişi balığınız varsa 100 litrelik akvaryumlar rahatlıkla yetecektir. Compressicepsler akvaryumda salına salına yüzmeyi seven balıklar değildir, genellikle bölgesinin başından ayrılmaz. Fakat daha büyük topluluk tanklarında bakılacaksa 350 litreden aşağı bir tankta bakılması sorun yaratacaktır. Örneğin normalde Leleupi ile problemsiz geçinen compressiceps, dar alanda bölge koruması nedeniyle leleupiyle ciddi kavgalar edebilir bu yüzden compressicepsi barındıran bir karma tank en az 350 litre olmalıdır.

Balığı akvaryuma koyduğunuz zaman birkaç gün etrafta görünmeyebilir. Çıksın diye yem verip su şartlarını bozmak yerine sabırla beklemenizi öneririm. Bazı compressicepsler çabuk alışsa da özellikle büyük boyutlu balıkların alışması zor olmakta. pH seviyesini 8-8.5, sıcaklığı ise 25 C civarı tutunuz. Compressicepsler yüksek sıcaklığı hiç sevmezler, dayanmakta zorluk çekerler.

Compressicepsler başka bir balık onları ısırmaya çalıştığında ağzıyla veya vücudunu kıvırıp, kafasını kaldırıp yanını dönerek cevap verir. Ağzıyla cevap vermesi diğer cichlidlerde de görülen bilindik bir tepkiyken, vücudunu çevirmesinin farklı bir nedeni vardır. Compressiceps'in pulları diğer türlerin pullarına göre daha kalındır, o da bu özelliğini kullarak kendisini ısıran balığın dudağına sert pulları ile zarar vermeye çalışırken kendini de korumuş olur.

Compressicepslerin üremesi oldukça sabır isteyen bir iştir. 2001 Mayıs'ında Almanya'dan gelen compressicepslerimin erkeği 6-7, dişisi 4-5 cm kadardı. Okuduğum bilgilere göre bu boyda yavru verebiliyorlardı. İlk bir ay hergün akvaryuma bakarak umutla bekledim, ikinci ay ilk ay kadar beklentim kalmamıştı. Üç, dört beş derken altıncı ay sonunda erkek 12-13, dişi de 7-8 cm boya gelmiş ancak hala bir yumurtlama belirtisi göstermemişlerdi. Dişinin erkek olduğundan şüphelenip, balıkları satma düşüncesine kapılıp bir yandan da teoriler üretirken erkek balığın kabuk başındaki dişiyi oldukça hırpaladığını gördüm. Dişinin de erkeğin de dudakları hasar görmüştü, dişiyi almak istedimde hemen kabuğa kaçtı, kabuğu kaldırdığımda düşen ilk yavruyla sevinçten ne yapacağımı şaşırdım. Compressicepsi üretmiştim, ya da ben öyle sanıyordum. Durum benim üretmediğimi, onların kendi kendine ürediğini gösteriyordu. İlk iş inatçı dişiyi hırpalıyarak kabuktan çıkarıp, kabuğun içindeki pek çok yavruyu da anneyi çıkarırken ezerek yavruluğa almam oldu. Sonradan anlayacağım üzere hata üzerine hata yapıyordum. Compressiceps yavruları aşırı derecede hassastır. Yavrulukta onları büyütmeye çalışmak başarısızlıkla sonuçlanacaktır, küçük yavruluğa 200 kadar yavru koymak ve dipte yemlerden oluşan mantarımsı tabaka olması sonucun zaten habercisi. Tam 1 ay sonra bir daha yumurtladılar, 200'e yakın yavru çıkıyordu, bu kez dişiyi hırpalamamak için 3. gün kabuğuna ip bağladım, ardından dişi kabuktan çıkarken sağ elimi kabuğa yaklaştırdım, dişi elime saldırınca sol elimdeki ipi çekip kabuğu ondan aldım. Yalnız bunu yaparken bir bayanın yanınızda olmasını önermem. Hemen duygulanıp bırak yavrucakları annesine diyebiliyorlar, ama emin olun siz yavrulara aağıda anlatılan yöntemle bakarsanız annenin büyüteceğinden kat ve kat daha fazla yavru büyütürsünüz.

Yavrular 5-7 gün arası yumurta keselerini tam olarak yitiriyor. Kesesi kaybolmayan yavrular oldukça yapışkan oluyor bu yüzden yavruları aldıysanız kabuğu geri koymadan önce iyice çalkalayın. Yoksa 3-4 yavru için dahi olsa olsa dişi kabukta nöbet tutuyor. Bu arada hobiciliğin vazgeçilmezi sabırsızlık hastalığı olanlara da müjdem var; yumurtaları çok erken almışsanız kabuğu geri koyduğunuzda dişi yumurtalarını ve kabuğunu hemen sahiplenip yumurtaları havalandırmaya devam ediyor ama yine de 5 günden önce almanızı tavsiye etmem.

Almanya'dan gelen dişim yumurtladıktan sonra 2 gün kabuğundan çıkmıyor, sonra yavaş yavaş çıkmaya başlıyordu ama tabi ki nöbeti hiç bırakmıyordu. Kabuğunun yanına düşen yemleri 2. günden, yani kabuktan çıktıktan sonra yiyordu. Dişiyi formda tutmak için akvaryumdaki balıkları beslerken kabuğunu yanına da yem atılmalı. Böylece daha sonraki yavruların da çabuk gelmesi için yatırım yapıyor olacaksınız. Başka bir çiftimin (Gold Head) dişisi ise yumurtladıktan bir kaç saat sonra kabuktan çıkıp kabuğun başında nöbet tutyordu. Yani içerde durma süresi balıktan balığa değişiklik gösteriyor, net bir sayı söylemek yanlış olur.

2. seferde aldığım yavruları yine yavruluğa koyup yine tamamını öldürdüm. Daha önceki ölümler yüzünden dibe kum koymama ve artemia vermeme rağmen bir şey değişmedi. Yavruluğun dibi mantarlaşmış yavru doluyordu. Yaptığım en iyi iş olarak 50 cmlik standart bir yavru akvaryumu aldım (Evet bazı hobicilerin karışık ciklet(!) beslediği ama aslında küçük kalan balıklara ve yavrulara ev sahipliği yapması gereken akvaryumlardan.) 3. parti yavrular da tam 1 ay sonra geldi. Ben de artık zamanı geldiğini bildiğimden gözlemlerimi sıklaştırıyor enteresan şeyler görüyordum. Kur yaparlarken solungaçlarını iyice açıp kafalarını koyulaştırıyorlar. Vücutlarının rengini açıp titremeden daha çok yılan gibi kıvrılma hareketleri yapıyorlar. Erkek yumurtlamadan birkaç gün önce kabuğun önünü kazıyor, devamlı etrafta kurlaşırlarken kurlaşmalar kabuğa doğru yaklaşıyor ve erkeğin kabuğunun önüne taşınıyordu ve bir süre sonra burada yumurtluyorlardı. Daha sonraları dişinin kabuğunda da yumurtladıklarına şahit oldum.

Bir yumurtlama anına denk geldim, dişi yumurtladıktan sonra erkek kabuğun başına geliyor kafası suyun üzerine bakacak şekilde tabana tam dik durarak hareketsiz bir halde spermi kabuğa boşaltıyor, tetikte duran dişi derhal yüzgeçlerini sallayarak spermi yumurtalara ulaştırıyor ve erkeğin içeri yanaşmasına izin vermiyordu. Ancak erkeğin ilgisi fazla değil, 2-3 gün kadar yuvanın başında durup cama uzanan ellere dahi saldırıyor ancak sonrasında ilgiyi kesiyor. Babayı veya kabuğu ayırmazsanız ileriki zamanlarda dişinin kabuğuna saldırıp yavruları yemeye çalışıyor.

Başka compressiceps çiftlerini de ürettim. Dişilerimin bir tanesi kayanın deliğine yumurtuyordu (fotoğrafta mevcut). Yuva belirlemesindeki temel prensip erkeğin giremeyeceği boyutta bir yer olması. Kayaların arasındaki çatlak ve delikleri kabuklara tercih edeceklerdir ancak bu gibi delikler yavruları alırken oldukça büyük problem yaratmakta. Ben bu gibi kayaları yavru akvaryumuna alıyordum aksi taktirde yavruları toplarken çok sayıda balığı karma akvaryumda yem edebilirsiniz.

3. parti yavruları, suyunu büyük akvaryumdan doldurduğum yavru akvaryumuna aldım, 2 hafta boyunca çok güzel bir şekilde kayıpsız büyüttüm. Bu iş bu kadar kolaymıymış diyorudum ki acı bir şekilde compressiceps yavruların yeni suya karşı ne kadar hassas olduğunu öğrendim. 3 gün dinlendirğim suyla 1/3'lük su değişimi yaparken suyu dökmemle balıkların yarısının ters dönüp gözümün önünde sarhoş gibi yüzüp ölmeleri bir oldu. Acaba suya bir şey mi karıştı diyor durumu anlayamıyordum. Elimde 100 kadar yavru kaldı, onları da 2 hafta kadar besledim, artık 1 aylık olup etlenip compressiceps forumunu almaya başlamışlardı. Yavruların ağzına dikkatli bakılınca compresiceps oldukları belli olyordu. Hızlı büyüsünler diyerek Artemia'yı bol bol veriyordum. İnanın o şirin yaratıkların artemiayı yemesini izlerken siz doyuyor ve onlardan çok daha mutlu oluyorsunuz. Gerçi bu kadar yem yüklemesinden sonra muhtemelen suda oldukça fazla amonyak, nitrit, nitrat vardı. Bu sefer değiştireceğim suyu büyük akvaryumdan eklemeye karar verdim. Oturmuş akvaryumdan su ekleyeceğim için yavru akvaryumunu yarıya kadar boşalttım, ardından suyu eklememle yavruların yarısından da çoğu öldü. Çoğumuzun bu gibi hobiden soğuduğu anlar olmuştur, neyse ki tam o günlerde yeni yavrular çıkmıştı. Daha sonra çok önemli bir şeyi farkettim; yavrular su şartlarında ister iyiye ister kötüye olsun ani gidişlerden çok etkileniyorlar.

Artık olayı kavramıştım ve 4. parti yavruları her gün akvaryumdan 1 tas (2 litre) su değiştirerek büyüttüm. 3. parti yavruları büyüttüğüm yavru akvaryumunda dış filtre çalışıyordu, bu 3. parti yavrular ölünce filtreyi de balkona koymuştum, şubat-mart aylarıydı ve hava oldukça soğuktu. Bir ay sonra filtreye baktığımda içinde yaşayan bir compressiceps yavrusu görünce şok oldum, su buz gibiydi ama balık fazla büyümemiş olsa da gayet sağlıklıydı. Balığı filtrenin suyuyla bir kaba alıp yavaşca evde ısınmaya bıraktım, ardından yavaş yavaş yavru akvaryumundan kabına su ekleyerek akvaryuma küçük kardeşlerinin yanına koydum. Daha sonra küçük kardeşlerinin arasına karıştı, sanıyorum sorunsuzca büyüyüp yaşamıştır. Ani değişimler olmadığı sürece compressiceps kötü şartlara bile dayanabilen bir balık. Fakat özellikle yavruları gerçekten çok çok hassas. Kesinlikle 3 cm'den küçük yavrusu alınmamalı, satılmamalı. 4-5 cm olması en az 6 ayı buluyor, oldukça geç olgunlaşan balıklar. Balığın tam formuna ulaşması 3 seneyi buluyor. Bunun yanında daha erken üremeye başlasa da 3 yaşında verim alınıyor. 1.5-2 yaşından önce üremesini beklememek gerekir. 3 yaşındaki dişim son zamanlarda bir kerede 250 yavru veriyordu. Sanırım o kadar hızlı gelişmelerinde ana etken, akvaryumumdaki 3 cm'e ulaşmış 80 tetracanthusun sadece 5'ine erişkinlik şansı vermiş olmalarıydı. Compressicepslerin ömürleri 8-10 yıl kadardır. Sıcaklığın uzun süre 26 derecenin üzerinde olması ömürlerini kısaltacaktır.

Bu kadar compressiceps üreten birisinin mutlaka üretim sırrı olmalı. Evet var. Compressiceps'i yavrulatmak için iki ana şart gerekir. 1-Baskın saldırgan bir erkek. Akvaryumcuya gittiğinizde compressicepsler beslenmişse 3 tip balık görürsünüz. Eliniz yaklaştırınca kaçanlar, elinizi yaklaştırınca elinizi merak edip gelenler, elinizi yaklaştırınca solungaçlarını kabartıp elinize saldıranlar ya da en azından yüzgeçlerini açıp ben buradayım dikkatli ol diyenler. Size lazım olan son seçenekteki saldırgan, ben buradayım diyen balık. 2-Çok iyi beslenmiş hazır dişi. Eğer dişi yeterince beslenemiyorsa o dişiden hiç bir zaman yavru alamazsınız. Dişide temel nokta beslenmedir. Bu "ana şartları" sağlayacak ve üretimi arttıracak yöntemler mevcut. Compressicepslerde 1 erkek, 1 dişi olacak diye bir kural yok. En ideali 1 erkek 4 dişidir. Böylece dişiler fazla sıkıştırılmadan rahatça beslenmiş olur. Diğer türlü erkek tek dişiyi oldukça hırpalayabilir. Eğer dişiler 4 adeti geçerse bu gibi durumda erkek 1 aylık periyotta bu dişilere yetişemez, saldırganlığında ve formunda düşüş olur. İlginçtir Almanya'dan gelen compressiceps çiftim yıllar boyu (ilk yavruyu gördüğüm gün hariç) hiç kavga etmediler. Dişiyi yavruları aldıktan hemen sonra tanka koyuyordum ve o günden itibaren 3 hafta bıkmadan usanmadan kurlaşıp tekrar yumurtluyorlardı. Ne yazık ki diğer compressicepslerimde durum öyle değildi, dişileri yumurtlamadan sonra ayırmam gerekiyordu. Nitekim çiftimi verdiğim hobicide erkek dişileri hırpalayıp öldürmüştü.

1 erkek 4 dişilik sürüde kabul edilmeyen dişi olabilir. Bu balığın ne akvaryum değiştirilmesi ne dekor değiştirlmesinden sonra kabul edildiğini görmedim. Bu gibi balıklarda ısrar etmenin anlamı yok, değiştirmenizi öneririm. Bunu yanında kabul edilip hiç yumurtlamayan dişiler de olabiliyor. Üretim şart değil diyorsanız problem yok ama yavru bekliyorsanız ve o balığın diğerleriyle arasında yaş farkı yoksa onun üzerinde de ısrar etmenin anlamı yok. Yalnız unutmamanız gereken nokta compressicepslerin geç alıştığıdır, eğer diğer dişiler yumurtlamış ve bunun üzerinden 3 ay gibi bir süre geçmişse değişim yapmanın vakti gelmiştir ancak eğer bu süre dolmamışsa şu kural hatırlanmalıdır; compressicepsle ilgili karar verilmeden en az 3 ay beklenmelidir.

Üretimle ilgili eklemek istediğim son nokta üreme zamanının boyutla doğrudan bir ilgisi olmadığıdır. Bu süreyi etkileyen 2 ana unsur yaş ve beslenmedir. Daha önce de belirttiğim gibi 1.5-2 yaşından önce üremesini beklememek gerekir.

Compressicepsi 3.5 yıl kadar sıkılmadan besledim, Almanya'dan gelen çiftimin erkeğinin fotoğrafı en geniş cichlid profiline sahip site olan cichlid-forum.com'da profil fotoğrafı olarak yayınlanıp beni gurulandırmakta. http://www.cichlid-forum.com/profiles/species.php?id=1583. Eğer sabrınız ve merakınız varsa bu tür sizi asilliğiyle büyüleyecek, kendisi ve yavrularıyla uğraştırıp oldukça keyifli anlar yaşatacaktır.

Benthochromis tricoti (Tricoti)


ein Bild

Latince Adı: Benthochromis tricoti

Habitatı: Tanganika Gölünün derinliklerinde kayaların dibe doğru dik indiği bölgelerde yaşarlar.

Beslenme Biçimi: Hem etçil, hem otçul. Plantonik beslenirler. Akvaryumda artemia ve spriluna içeren pul yemler eksik edilmemelidir.

Davranış Biçimi: Barışçıl.

Kendi Türlerine Davranışı: Barışçıl

Üreme: Ağızda kuluçka yapar. Üretilmesi zor değildir, ancak yavrusunu büyütmek oldukça zordur. Yumurtalar 10. günde keselerini kaybederler ama annenin ağzından dışarı çıkmazlar. Annenin yediklerinden faydalanmak için bir süre daha ağızda kalırlar. Bu süre içinde oldukça hassaslardır.

Sıcaklık: 24° C - 25° C

En Fazla Büyüdüğü Boy: 20 cm

Su Sertliği: Çok Sert

pH: 8,69,1

Genel Yorum: Nadir bulunan, pahallı balıklardır. Yazın 30 derceyi aşan sıcaklıklara dayanamazlar. Akvaryumda yatay düz bir yüzeye veya akvaryumun köşesine yumurtlarlar. Büyük boyutlara ulaştıklarından, sağlıklı gelişim ve yaşam için geniş hacim ve geniş yüzme alanı bulunan akvaryum gerekir.

Chalinochromis brichardi (Maskeli Brichardi)


ein Bild

Latince Adı: Chalinochromis brichardi

Habitatı: Tanganika Gölü'nün kayalıkları

Beslenme Biçimi: Etçil

Davranış Biçimi: Orta derecede agresif

Kendi Türlerine Davranışı: Orta derecede agresif

Üreme: Bir kovuğa 120 kadar yumurta dökerler. Yuvanın etrafı çok iyi korunur. Anne ve babayı yuvayı beraber korurlar. Yavrular 10 günde serbest yüzer hale gelirler.

Sıcaklık: 26 ° C

En Fazla Büyüdüğü Boy: 16 cm

Su Sertliği: Çok Sert

pH: 8,69,1

Genel Yorum: Dayanıklı bir balıktır, kayalık bölgeleri severler, akvaryumda kayalık bölgeler bulunmalıdır. Yavruların vücudunda boyuna 2 adet çizgi bulunur, bu çizgiler büyüdükçe kaybolur. Proteinli yemlerle beslenmeli, ara ara canlı yem takviyesi yapılmalıdır. Yavaş büyüyen bir türdür.

Cyathopharynx furcifer (Furcifer)


ein Bild

Latince Adı: Cyathopharynx furcifer

Habitatı: Tanganika Gölünde kayaların kumluk bölgeyle buluştuğu bölgeleri.

Beslenme Biçimi: Hem etçil, hem otçul.

Davranış Biçimi: Barışçıl. Erkekler bölgesine giren balıklara karşı agresiftir.

Kendi Türlerine Davranışı: Barışçıl

Üreme: 20-50 kadar yumurtayı yaklaşık 21 günlük bir süre zarfında ağzında kuluçkaya yatırır.

Sıcaklık: 26 ° C

En Fazla Büyüdüğü Boy: 22 cm

Su Sertliği: Çok Sert

pH: 8,69,1

Genel Yorum: Çok gösterişli balıklardır, özellikle sabah saatlerinde renklerini çok daha güzel gösterirler. Renk almaları için erkeklerin minimum 10 cm boya gelmesi gereklidir. Dişiler ise renksiz ve küçük kalırlar, ventral yüzgeçleri ise erkeklerinki kadar uzamaz. Akvaryumda kendisini rahatsız edecek hızlı ve/veya kavgacı türlerin bulunmamamsı gerekir. Leptosoma, Kum Kelebeği gibi balıklarla bakılabilir. Erkekler geniş çaplı yuva kazarak dişilere kur yaparlar. Tubifex gibi canlı yemlerle beslemek bu balıklarda, özellikle de yavrularda Bloat'a ve parazite sebep olacaktır. Akvaryumda ince kum bulunmalı, geniş yüzme alanları bırakılmalıdır. Büyük boyutlara ulaştıklarından 300 litreden küçük akvaryumlarda kesinlikle beslenilmemelidirler.

Cyphotilapia frontosa (Frontosa)


ein Bild

Latince Adı: Cyphotilapia frontosa

Habitatı: Tanganika Gölünün Derin Kayalıkları

Beslenme Biçimi: Etçil

Davranış Biçimi: Yutamayacağı boydaki balıklara karşı barışçıl.

Kendi Türlerine Davranışı: Orta Derecede Agresif

Üreme: 25 70 Yumurtayı 28 Gün Ağzında Kuluçkaya Yatırır Erkek Dişi Oranının 1/3 Olması Önerilir.

Sıcaklık: 24 °- 26 °

En Fazla Büyüdüğü Boy: 35 cm

Su Sertliği: Çok Sert

pH: 8,5 9,1

Genel Yorum: Büyük boyutlara ulaşan balıklardır. Yerel bölge insanları tarafından besin olarak kullanılır. Gölün derinliklerinde bulunurlar. Gelişim ve üremelerei için en az 300 lt boyunda bir akvaryum gerekmektedir. Bir frontosa başına 80 lt su düşecek şekilde balık sayısı ayarlanmalıdır. Erkekler dişileri hırpalayabilir, bu yüzden dişi sayısını fazla tutmakta fayda vardır.

Frontosa almayı düşünüyorsanız bu çok iyi bir fikirdir. Fakat düşünmüyorsanız mutlaka düşünmalesiniz. İlk olarak Frontosaların resimlerini African Cichlids adlı kitapta görmüştüm. Bu gözalıcı, parlak siyah ve beyaz şeritleriyle ilgi çekici açık mavi yüzgeçleri ve yanaklarıyla merak uyandıran kafa hörgücünü gördüğümde aşık oldum. Frontosalar Afrika Cichlidlerinin Tanganyika bölgesine ait yaklaşık 2-3 ayda bir 90+ yumurta döken balıklarıdır. Frontosalar çok sert balıklardır ve pekçok hastalığa karşı bağışıklıkları vardır. Kısmen boyutlarından dolayı(Tam erişkin erkekler 35 cm e kadar büyüyebilir) ve kısmen de agresif olmayan doğalarından dolayı ben hiçbir Tanganyika Gölü Cichlidiyle kavga etmediğini veya başının hiçbir Cichlidle derde girmediğini biliyorum.

Frontosalar benim fikrime göre her hobicinin koleksiyonunu geliştiren en güzel,en sağlıklı ve en zeki türleridir. Her ne kadar ben Frontosa koleksiyonuma 2 ufak(3,5 cm) balıkla başlasamda benim gayretim ve bu balığa olan sevgim üreyen bir koloni kurmamda bana yol gösterdi. Uzun yıllar denemeler ve hatalar sonucunda ben Cichlidler için başarılı bir üreme programı geliştireceğime inandım. Tüm hobiciler içinde bunu nasıl başardığımı paylaşmak için sık sorulan sorular hazırladım. Bu sorular,önerilerim ve gözlemlerimi dikkate alarak:

HANGİ BOYLA BAŞLAYABİLİRİM?

Üreme boyunda bir Frontosa kolonizi ile başlamak bayağı pahalıya malolabilir.(Balık başına 60-70 Dolar)ve büyük bir tanka ihtiyaç duyarsınız ama büyük bir tankınız ve paranız varsa hiç durmayın. Ben Frontosalarla ilgileneceklere ufak yavrular ve bol sabırla başlamalarını öneririm. Bu yavrular diğer Cichlidlerle 5 cm e gelinceye kadar aynı akvaryumda bakılabilir veya üreme boyuna gelebilecekleri kadar bir tankta yanlız bakılırlar. 1,5 ila 2 yıl arasında üreme boylarına gelmelerini zevkle seyredebilirsiniz. (Dişiler 13 cm Erkekler 18 cm)

AKVARYUMA KAÇ FRONTOSA KOYABİLİRİM?

200 litrelik üretim tankında 1 erkek ve 1-2 dişi üreyebilir. Ben şunu gördüm; bu boy tanklarda 3. dişi kesinlikle dipte bölge sahibi olamıyor ve bundan dolayıdır ki yumurta dökmek için dibe inemiyor; yumurta dökecek uygun bir yer bulamıyor. 360 litre ve daha büyük tanklarda ise 2 erkek ve 6-7 dişiden oluşan koloni üretim için en iyi neticeyi verir.eğer bu koloni hepsi yavruyken kurulduysa bir problem gözlenmez.Bununla beraber bu koloninin içine üreme boyunda balık koyarsak çok dikkatli olmalıyız. Bu durumu çok dikkatli izlemeniz gerekir. Tercihen bir erkek diğerinden daha yaşlı ve daha baskın olursa diğer erkek daha itaatkar olur. Muhtemelen bu durumda tüm frontosalar kendi bölgelerini bilir ve statü problemlerini vukuatsız şekilde atlatırlar.Çok iyi takip ederek bir balığı öldürücü darbeler almadan akvaryumdan çıkartabilirsiniz. Akvaryumdan dışlanan bir Frontosa nın tekrar koloni tarafından akvaryuma kabul edilmesi imkansız sayılabilir. Bu balık için mutlaka başka bir tank hazırlamalı veya balığı değiştirmelisiniz. Bu en kolay çözüm yoludur.

TANKIMIZI HAZIRLAMANIN EN İYİ YOLU NEDİR?

Frontosa üretimi için minimum 200 litre ve üzeri tanklar tercih edilir. Çok az sayıda kaya, bitki ve süs konulabilir. Canlı veya yapay bitkiler Frontosalar tarafından çabucak kökünden sökülür, yenilir veya imha edilir. Geniş dik kayalar, geniş çiçek saksıları, büyük kil kaplar veya PVC borular ve Karayağan taşları mükemmel yapı taşlarıdır. Bunlar 5 cm kalınlığında beyaz mermer çakıllar üzerine stratejik olarak yerleştirilmelidir. Erkeğin yerleşeceği üreme mağarası ve evi akvaryumun bir köşesine hazırlanmalıdır. Bu mağara erkeğin rahatça dinlenebileceği, sırt yüzgecinin aşağıya düşmeyeceği ve dişinin ziyaret edebileceği büyüklükte olmalıdır.Aynı zamanda mağara dişi yumurta dökerken yanyana durabilecekleri kadarda geniş olmalıdır.Akvaryumda her dişinin kendi bölgesi, rahat edebileceği bir mağarasının olması ve bunların üreme mağarasından uzak olması gerekir.Dişi yumurtladıktan sonra üreme mağarasından ayrılmalı ve mümkünde kendi tecrit edilmiş bölgesinde kuluçka süresine geçmelidir.frontosalar için makul bölgesel şartlar olmalıdır. Bazı balıklar küçük alanlarda mutlu olurken bazıları tüm akvaryuma sahip olmak ister. Her dişinin kendi yeri, bölgesi vardır. Bu bölge dişi tarafından tankta işgal edilir. Eğer mümkünse yer zemininde bir mağara alacaktır; fakat dipten yukarıda hazırlnmış bir mağara ona kuluçkaya yatma imkanı sağlayacak bir yer sunacaktır.Kıskanç dişiler bazen kuluçkaya yatmış dişi ile kavga ederek yumurtalarını attırmaya çalışırlar. Ben her dişi için bir mağarayla başladım ama bunun dışında bazen hepsi için saklanacak yerler oluşturarak ve ekleyerek devam ettim.Ne zamanki dişiler birbirlerini kovalamaktan vazgeçti işte o zaman tankımın hazır olduğuna karar verdim. Frontosalar açık alanda yüzerler ve özellikle mağaralarda saklanmazlar. Frontosaların sadece kuluçkaya yatmak ve takiplerden kaçmak için mağaraya ihtiyaçları vardır. Belkide bazen sadece yanlız kalmak için bir mağaraya ihtiyaçları olur. Frontosalar sessiz ve donuk ışıkla aydınlatılmış temiz suyu olan ve sabit ısılı akvaryumlarda çok arahat ederler.ben dereceyi 24,5 ila 25,5 derce arasında tutarak her hafta %10 su değişimi yapmayı tercih ediyorum. Her ne kadar büyük akvaryumumda çift taraflı bir ışık olsada rahat etmeleri açısından ben tek taraftakini kullanırım.

BALIKLARIMIN YUMURTA DÖKMEYE HAZIR OLDUKLARINI NEZAMAN ANLARIM?

Benim frontosalarım ben akvaryuma arkam dönükken yumurta dökmeyi tercih ediyorlar! Eğer siz onların bu faaliyetlerini gözlemlemek isterseniz her sabah beslemeden önce dişilerin yumurta tüplerinin çıkıp çıkmadığını kontrol etmelisiniz.Eğer böyle ise dişi yumurta dökmeye hazırdır ve erkeğin dişiye çok yakın olarak yüzdüğünü görürsünüz. Dişiler yumurta dökmeye başladığında tüm şartlar çok iyi ise yumurta dökme 10 15 dakika arası sürer. Diğer zamanlarda bu yarım saat veya daha uzun sürer. Bu süreç yumurtaların dökülmesine bağlı olarak değişir.

YUMURTA DÖKME İŞLEMİ NASILDIR?

Büyük erkek frontosa yavaş hareket eder. Erkek Frontosa dişiyi Malawi Cichlidleri gibi hareketli bir şekilde kovalamaz. Dişileri izler. Dişilerden biri ne zaman yumurta dökmeye hazırsa erkek ona doğru yavaşça yüzer ve onu geçer. Dişiye üreme mağarasına gitmesi için bir işaret verir. Dişi hazır olduğunda üreme mağarasına gider ve yumurta dökmeye başlar. Erkek dişiyi takip eder ve yumurta dökme periyodunun başından sonuna dek oarada kalır. Erkek frontosa mağara arkasında nöbet tutarak istenmeyen yabancılara karşı koyar. Bu arada dişiyi yumurtaları yayarken ve yanak boşluğuna alırken hep gözetim altında tutar. Periyodik olarak erkekte dişini arkasından mağaraya girer, titreyerek spermlerini bırakırken dişinin ağzındaki yumurtaları verimlileştirir. Yumurta döküldükten sonra dişi üreme mağarasından ayrılır ve kendi rahat edeceği, kuluçkaya yatacağı bölgesine gider. Eğer dişi erkeği üreme mağarasına izlemek konusunda iste

sitemiz düzenli olarak güncellenecektir
sayac 3532 ziyaretçi (5915 klik)
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=